
Erimiş camın sıcaklığını ölçmeye çalışmak, aslında fizik kurallarıyla mücadele etmek demektir. Çoğu standart termometre bu işi yapamaz. Neden mi? Çünkü cama eklenen demir veya krom gibi maddeler, bir tür “duvar” görevi görür. Bu maddeler, kızılötesi radyasyonun sensöre ulaşmasını engelleyen “emilim bölgeleri” oluşturur. Eğer sensörünüz, camın emdiği dalga boyunu gözlemliyorsa, elde edeceğiniz sonuç kesinlikle yanlış olacaktır. Bunu nasıl çözeriz? Genel amaçlı, geniş bantlı filtreler kullanmak yerine, erimiş cam için özel olarak tasarlanmış dar bantlı filtreler kullanırız. Bunu, belirli bir cam karışımının şeffaf olduğu küçük bir “pencere” bulmak gibi düşünebilirsiniz. Bu katkı maddelerinin sinyali nerede engellediğini belirleyip, sensörün odak noktasını, yüzeyin altındaki gerçek sıcaklığı görebileceği bir yere kaydırırız. Tüm bunlar filtre seviyesinde gerçekleşir. Eğer belirli bir boya giderici maddesi 1,6 μm dalga boyunda sinyali engelliyorsa, sensörü 0,9 μm veya 2,3 μm’ye taşırız. Bu oldukça hassas bir işlemdir; bu yüzden kimyasal karışımda ne olduğunu tam olarak bilmemiz gerekiyor. Sensörün tepkisini malzemenizin emisyon özelliklerine göre ayarlayarak elde edilen verilerin anlamlı olmasını sağlarız. Ancak bir sorun daha var: Bu sensörler, aşırı sıcaklık koşullarında bile çalışabilmek üzere tasarlanmış olsa da, sihirli değillerdir. Optik parçaların temiz tutulması gerekiyor. Lens üzerindeki biraz toz veya nem bile sinyali bozar ve verileri bozar. Hava temizleme sistemlerinin sürekli çalıştırılması gerekiyor. Gerçek değerleri görebilmek için bu tek yoludur.